Başak Büyükçelen

Henüz ilkokul yıllarında iken  ilgisini görsel sanatlara, özellikle de tiyatroya yönelten Başak Büyükçelen, üniversite yıllarına dek bu ilgisini iyi bir izleyici olarak sürdürdü ve sanata duyduğu yakınlığın bir hobi olarak kalacağını varsayarak, seçimini İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitiminden yana yapıp, mezuniyetinin ardından İş Bankasın’da ve Arçelik-LG firmalarında finansal analist olarak çalıştı.

Finans kariyerini yaparken Menkul Kıymetler Borsası’ndan Six Sigma Business Management’a kadar pek çok sınava girip alanında özgün lisanslar edinen Büyükçelen, bir türlü hobi olarak kalmamakta direnen ve sürekli artan görsel sanatlar tutkusu yüzünden, önce  fotoğraf sanatına yöneldi. Bu amaçla Doç. Dr. Özer Kanburoğlu’ndan fotoğraf dersleri alan ve Kanburoğlu’nun “Fotoğrafta Kompozisyon” başlıklı kitabının editörlüğünü de yapan Büyükçelen, yönetmenlikte ilk deneyimini Kanburoğlu ile birlikte sepetçiler üzerine çektikleri kısa bir belgeselle ( Kandıra’da Son Sepetçi) edindi.

Sanatın içinde faal olarak yer aldıkça, sanatı geliştirecek ve yetkinleştirecek ögeler arasında tutarlı, özgün ve sistematik eleştilerin azımsanmayacak bir rolü olduğu yargısına varan Büyükçelen, Kanburoğlu ile birlikte sürdürdüğü çalışmaların, yanı sıra  bu kez şimdiye dek sadece iyi bir tiyatro izleyicisi olarak sürdürdüğü tiyatro ilgisini çeşitli internet sitelerinde artık izlediği tiyatro oyunları hakkında eleştiriler de yazarak bir başka boyutta sürdürdü. Ancak ne bunlar, ne film festivalleri ve üyelikleri, ne Şehir Tiyatrolarındaki amatör  etkinlikler ;  hiç biri ama hiçbiri içindeki boşluğu doldurup onun finans kariyerini bir kenara atma fikrinden uzaklaştıramadığından, 2008 yılında tüm gemilerini yakarak hem işini hem de ülkesini terk edip, Kanada’da sinema eğitimi almaya karar vermesini ve gerçekleştirmesini  engeleyemedi.

2008 yılında yarı burslu olarak geldiği Vancouver Film School’da eğitim görmeye başlayan Büyükçelen, yazarı, yapımcısı ve yönetmeni olacaği ilk orta metrajli filminin senaryosunu oluşturmaya başladı. Sinema okullarının bitirme projelerini ortalama 5-10 dakika ile sınırlı tutması kendisini sıkıntıya soksa da, okul yönetimi, hocaları ve bölüm başkanları Büyükçelen’in ilk orta metrajlı filmi İKİLEM’e büyük destek verdiler. Çekimi onaylanan, konusu Türkiye’de geçen filmin çekimlerini Kanada’da tamamlayabilmek ve çekim yapılacak evi baştan aşağı geleneksel bir Türk evi gibi dekore edebilmek için gereken maddi ve manevi desteği özellikle Turkish Canadian Society ve Suzy Baker Design’dan (ve irili ufaklı pek çok Türk işletmesinden) alan Büyükçelen, yeteneklerinden çokca bahsedilen, dahası Vancouver’da yaşayan iki Türk oyuncu Ali Barkın ve Çağrı Berk ile iletişime geçerek çekimlere başladı.

Çekimleri 2009 Ağustos ayında sona eren ve montajı 2010 yılı başlarında tamamlanacak olan İKİLEM’in fragmanına www.dilemmamovie.com adresinden ulaşılabilir.

Son günlerde iki yeni film için senaryo yazmakta olan Başak Büyükçelen şu günlerde  2009 Aralık ayında çekeceği filminin hazırlıkları ile uğraşıyor.

İKİLEM -DILEMMA

Son derece dindar ve geleneksel bir ortamda büyüyüp kendisi gibi dindar bir hanımla evli olan Gafur, bir gün ise giderken sokakta karisini bir sokak kadını kılığında görür. Daha şaşkınlığını üzerinden atamadan kadının aslında karisi olmadığını, ancak karısına ikizi kadar benzeyen bir hayat kadını olduğunu fark eden Gafur, bunu   Tanrısal bir işaret olarak görür ve onu bu günah dolu hayatından çekip çıkarması gerektiğini düşünerek kadının peşine düşer.

Gafur gibi Aşırı dindar ve üstelik baskıcı bir aileden gelen genç sokak kadını, Gafur ile olan karsılaşmasını ve onun ardı arkası kesilmeyen ‘doğru yola getirme’ ziyaretlerini geçmişi ile hesaplaşma sansı olarak gören kadın, ağabeylerine göstermek isteyip de gösteremediği kendince modern ve gerçek yaşamı Gafur’a  tanıtıp kabullendirebilme umudu ile onunla bir anlaşma yapar, Bu anlaşma ile farklı dünyalardan gelen bu iki insan. benliklerini sarsacak bir deneyime yelken açarlar.

Yorum Yapın

Mesajınız